“`html
Üstadın Düşünceleri ve Gelecek Üzerine Derinlemesine Analiz
Sezai Karakoç hakkında hayatındayken düzenlenen pek çok etkinlik, açık oturum ve sempozyum, onun eserleri ve fikirleri üzerine önemli bir birikim oluşturmuştur. Şairin yapıtları üzerine, yüksek lisans ve doktora seviyesinde tezler hazırlanması da dikkat çekmektedir. Bu çalışmalar halihazırda devam etmekte ve özellikle Karakoç’un şiirleri ile sanat ve edebiyat yönleri üzerinde yoğunlaşılmaktadır. Ancak, memleketimizin ve İslam dünyasının mevcut sorunlarına dair düşüncelerinin de detaylı bir şekilde ele alınması gerektiğini vurgulamakta fayda var.
Karakoç’un yayımladığı dergiler, gazeteler ve kitapların yanı sıra, yaptığı konuşmalar da göz ardı edilmemelidir. Internet ortamında yüzlerce konuşması mevcut olup, bazıları iki saatten fazlasını bulmaktadır. Bu konuşmaların tamamını dinlemek sabır ve dikkat gerektirmektedir. Karakoç’un anlattığı fikirler ve içtenliği gerçekten dikkate değerdir. Aslında, Üstadın konuşmalarının hepsinin bir araya getirilip kitaplaştırılması, güncel konuları da kapsayacak şekilde yayımlanması önemlidir. Bu bağlamda, 2 Şubat 2013’te Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Merkezi’nde yaptığı bir konuşmadan alıntı yapmak istiyorum. Üstad, şunları belirtiyor:
“Geçmişle yüzleşmeden sorunları çözmek mümkün değildir. Ancak geçmişe tamamen takılı kalmak da doğru değildir. Geçmişe gereken önemi vermekle birlikte, günümüze ve geleceğe dair de düşünmemiz gerekmektedir. Nihayetinde tüm çabalar geleceği inşa etmeye yönelik olmalıdır.”
“Bugün yaşadıklarımızı otuz yıl önce hazırlamamıza gerek vardı. Eğer bu hazırlığı yapmadıysak, mevcut sorunları çözmek oldukça güç olacaktır. Ülkemizdeki temel problemlerden biri de bu geçmiş, gelecek ve mevcut zaman arasındaki dengenin kurulamamasıdır. Olaylara üç boyutlu bir perspektifle bakmak önemlidir: geçmiş, şimdi ve gelecek. Eğer bu boyutlardan bir tanesini göz ardı edersek, sonuç almak imkânsızlaşır.”
Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun ömürlü olmasının sırrı, geçmişi, geleceği ve mevcut durumu dengeli bir şekilde ele alabilmesindedir. Tüm bireyler bu dengeyi gözeterek, yalnızca padişah ve vezirleri düşünmeden, geçmişten ders alarak bugünlerini en iyi biçimde yaşamaya çalışmışlardır. Aynı zamanda yarını da göz önünde bulundurarak, örneğin cami inşa ederken, günlerce değil, yüzlerce yıllık bir süreyi hedef alarak hareket etmişlerdir. Bu yapılar görülmesi gereken bir örnektir. Örneğin, geçmişte camilerin temellerine değerli metaller konması gibi vizyoner hamleler de zamanın olaylara nasıl yaklaştığının bir göstergesidir.”
“Süleymaniye Camii’ni yenileme sürecinde elde edilen şişeler, Mimar Sinan’ın dehasını sergilemektedir. Sinan, mevcut yapının onarımı sırasında atılacak adımlar için talimatlar bırakmıştır. Her alanda gelecekte karşılaşılacak sorunları da göz önünde bulundurarak hareket etmek, Osmanlı İmparatorluğu’nun ayakta kalmasındaki temel nedenlerden biridir. Günlük politikalarla bir devleti yönetmek elbette mümkündür; ancak, bu sırada meydana gelen tahribatın geri dönüşü zor olabilir. Tarih önünde hesap vermek zorunda kalacağınızı unutmamalısınız. Osmanlı da kendi döneminde hatalar yapmıştır. Ancak genel olarak tarihçilere göre, Osmanlı yönetimi, gerçek anlamda ulaşılabilecek yönetim biçimlerinin en üst düzeyindedir.”
Elbette, Osmanlı İmparatorluğu da tarihin derinliklerine karışmış durumda. Fakat burada hâlâ var olan bir İslam milleti bulunmaktadır. Bu millet, adıyla sanıyla İslam milletidir. Diğer unsurlar sadece ipliklerdeki renkler gibidir. Bir halının dokunması gibi, her iplik ayrı bir etkiye sahiptir; ancak sonuç itibariyle tek bir bütün oluştururlar. Eğitim ve kültür noktasında İslam, şahısları değil, medeniyetleri esas almıştır. Zira bu medeniyetin özünde, çeşitli ırkların birlikteliği yatmaktadır.”
Özetle, İslam medeniyeti, Arapların, Türklerin, Farsların ve başka birçok Müslüman toplumun ortak değer ve kültürlerinin birleştiği bir yapı olarak tanımlanabilir. Avrupa ve Batı medeniyeti, yalnızca kendi bölgesine özeldir ve ne yazık ki tüm insanlığın medeniyeti olamayacaktır. Bizim çözüm yolumuz ise geçmişten ders almak, gelecek için sağlam bir yapı kurmak ve bu çerçevede insana, insanların ortasında olana değer vermekle mümkündür.
Geleceğin inşası için gereken kavramlar ise bellidir: İslam milleti, İslam devleti ve İslam medeniyeti. Bu öğeleri doğru bir şekilde bir araya getirdiğimizde, sorunlarımızın üstesinden gelebileceğimizi ve gerçek bir birlik sağlayabileceğimizi unutmamalıyız. İşte karşımızda bu dört temel kavramdan oluşan bir yapı durmaktadır; bu da bizim kültürel ve toplumsal birlikteliğimizin temel taşlarını oluşturacaktır.
Detaylı Konuşma Metni için Tıklayınız
Alıntılayan: Nizamettin Yıldız
“`